9 Eylül 2009 Çarşamba
4 Mayıs 2009 Pazartesi
Erguvan
Sözüm var doğaya
Açacak erguvanlar boğazda
Mora çalacak iki yaka
Seyrederken umutla vapurda
Sözüm var doğaya
Bu mevsimde erguvanlı boğazda
Her sene mora dönecek iki yaka
Elini tutup bakacağım vapurda
Sözüm var doğaya
Erguvan açacak her bahar boğazda
Mor olacak ‘onun sevdiği’ iki yakada
Unutup doğayı dalacağım gözlerine vapurda
Üç Yüz Sayfa
Söküp atmış şarapnel parçaları,
Et tırnaktan ayrılırken,
Sığınakların kasvet veren havasında.
Büyük İmparatoru dünyanın...
Yıllar sonra, düşünüp uğraşıldığında,
Okunacak, topu topu üç yüz sayfa!
Sıcacık yataklarda, huzurla...
Ağlamalısın, göz yaşı dök,
13 Şubat 2009 Cuma
Oyuncak Hikayeleri Çok Yakında Burada
Söylenecek sözleri çok onların. Hep sustular, bazılarını susturmak için seçilmişlerdi. Birileri onların varlığını anlamasını beklediler sabırla.
Bir dilleri olsa neler anlatacaklar. Ne olaylar gördüler, ne sırlar sakladılar. Birisi çıktı ve onların bu bildiklerini birbilerine anlatırken duydu.
Artık hepsinin gün yüzüne çıkma vakti gelmişti. Bu çığlık artık insanların önce kulaklarına, ardından dillerine düşecek. Oyuncak hikayelerini TheNumbER12 iftiharla sunuyor. Bekleyn…
8 Aralık 2007 Cumartesi
Ben Geldim (Cem Adrian)
3 Aralık 2007 Pazartesi
Dört
Rüzgar esmeye başladığında bir anda ıslık sesi kesildi, hıçkırık sesleri rüzgarın o ninni gibi gelen ıslığına karışmaya başladı. "O" an gelmiş olmalıydı muhakkak aklına. Herkesin unut dediği ve sırf bu yüzden kendisini tozun toprağın içine attığı "O" an. Tozun ve toprağın içine kaçtığı gözlerinden derin derin ağlamaya başlamıştı ve o anda işte hıçkırık sesleri rüzgarın ıslığını bastırır olmuştu. Son bir kez yutkundu ve;
-Gitme!!!
Fısıltısı geldi dudaklarının arasından bir zehir gibi. Ardından derin bir sessizlik ve peşi sıra dört bir yandan bulutlarıyla beraber fırtına... Yer gök bir oluverdi bir anda. Bütün hayvanlar ayaklanmış fırtınanın merkezine doğru geliyorlardı. Ayaklandı ve kollarını açarak tozun, toprağın içinden haykırmaya başladı. Doğusundan, batısından, kuzeyinden, güneyinden gelen yılanları bir bir zehirledi. Aynı yönden ve üstüne koşa koşa gelen bütün gergedanları, filleri, zürafaları tek parmakla ezdi. Haykırışları aslanları bile korkutmuş, kaçırmıştı. Ve son bir haykırışla birlikte derin bir nefes...
Fırtına dağılmıştı ve dağılınca her şey eski haline dönmüştü. Tozlu hava eski görüntüsündeydi, dağlardan ağaçların kokuları gelirken tekrar ıslık sesi gelmeye başlamıştı. Gölgesi ise bir boy büyümüştü...
26 Kasım 2007 Pazartesi
Metafor
En ucuza getirilmiş aşk bedelini bir başkasının ödediği aşktır..Böyle bir aşkta ucuzdur doğrusu...
Beyaz bir akdeniz evinin duvarında kanatlarını kaşırken bir insanoğlunun ölümcül bir hareketi..elini kaldırdığında o ele yakalanmayan böcek!....sinekler...!
360 derece görüş açısına sahiptirler..Yani biz insanoğlunun tabiriyle arkalarını da görürler..kıskanılacakbir durum olabilir..Kimbilir nasıl olurdu dünya,arkamızıda görebilseydik..!
Geri kalmış ülkelerde açlıktan ölmek üzere olan insanların ağızlarının,gözlerinin içinde görürüz onları..Gelişmiş ülkelerin sefalet sembolüdür onlar..bir ne zaman biticek bu sömürü sorusu ile..
Onlar aklın her zaman işe yarayamayabiliceği gerçeğinin somutlaşmış örneğidir..
İnsanoğlu doğadaki en zeki canlı olsada bir sinek kadar kolaylaştıramadıktan sonra hayatını bu neye yarar ki...?
Belkide bir sinek kadar mutlu olmak vardı mutluluk diye bir düşünce olmasaydı...
Eğer düşünceyse yaşam;güçse ve soluksa ve yokluğu ölümse düşüncenin öyleyse ben mutlu bir sineğim...! İster yaşayayım ister öleyim...! Anlamaya başlamanın ilk belirtilerinden biri ölme isteğidir...
Yazan Bozar
Göz yaşlarınla
Hepsini bir bir söndürdüğün
Karanlığını getiren ışıklar
Yok yok yazılmış
Yazan bozar
Bozsun artık
Sen zaten bozulan
Hatıralar var avucunda
Oradan kayıp
Hepsini bir bir tuz buz ettiğin
Savaşını kaybettiren hatıralar
Yok yok yazılmış
Yazan bozar
Bozsun artık
Sen zaten bozulan
Engeller var önünde
Kanınla ve terinle
Hepsini bir bir yıktığın
Nefesini kesen engeller
Yok yok yazılmış
Yazan bozar
Bozsun artık
Sen zaten bozulan
23 Kasım 2007 Cuma
Kıs a-bu hayat
Köprülerin altından sular akarken
Kara kara olan saçlar beyazlarken
Ya da bir tek tel saç kalmazken
Kıs a-bu hayat
Yangınlar sönüp dumanlaşırken
Duman uçup giderken
Sevdiklerin seni unuturken
Sonsuzluk yalan olurken
Kıs a-bu hayat
Herkes kendinden sorumlu iken
Sen onun hatalarını öderken
Kalpler hiç yoktan yere kırılırken
Güller bile solarken
Kıs a-bu hayat
20 Kasım 2007 Salı
Durgunla Düşen ve Diğerleri
Bir çıtırtı
Ve bir yaprak daha düştü;
Diğerlerinin üstüne
Diğerleri memnun gibi
Düşen şaşkın olmalı
Diğerleri alışırsın der gibi
Düşen alışacak olmalı
Diğerleri onu sever gibi
Düşen seviyor olmalı
Diğerleri şaşkın gibi
Düşen memnun olmalı
Diğerleri merak eder gibi
Düşen yukarı bakıyor olmalı
Diğerleri yukarı bakıyor gibi
Düşen seviyor olmalı
Diğerleri görüyor gibi
Düşen ona bakıyor olmalı...
Bir çıtırtı
Ve bir yaprak daha düştü;
Diğerleri ve durgun olanın yanından
Diğerleri üzgün gibi
Durgun ağlıyor olmalı
Diğerleri alışırsın der gibi
Durgun alışmıyor olmalı
Diğerleri ona kızacak gibi
Durgun aldırmıyor olmalı
Diğerleri şaşkın gibi
Durgun memnun olmalı
Diğerleri merak eder gibi
Durgun seviyor olmalı
Diğerleri anlıyor gibi
Durgun aşağı bakıyor olmalı
Diğerleri aşağı bakar gibi
Durgun seviyor olmalı
Diğerleri görüyor olmalı
Durgun ona bakıyor olmalı...
Sanki
Saniyeler akmaz gün olur sanki
Acı, bedeninden yuvarlanırken
Bir kaya gibi
Biz altında eziliriz sanki
Pençeler ıslatarak çizerken suratını
Ağızlar bozulur küfrederiz sanki
Güneş suratına gelmezken
Karlı dağ oluruz sanki
Ve bizler seni anlamazken
Bizler siz, sense ben olur sanki
15 Kasım 2007 Perşembe
Bir Dosttan(HasoHüso)
yoksa fazilet gökte midir?
ikisi de bir dost,
ikisi de bir kardeş.
ikisi de bir...

